Image

Alaattin Bayram
Sözcüklerin dili
alaattin.bayram@jinepsgazetesi.com
Tüm Yazıları

01 Temmuz 2019, Pazartesi

Xabze, halk dilidir

 

     İnsanın iki ayrı dünyası vardır: Dış dünyamız ve iç dünyamız. Dış dünyamın bedenimizi ve somut olan her şeyi ifade eder. İç dünyamız ise duygularımız, düşüncelerimiz, acı ve sevincimiz, tüm soyut dünyamızla ilgilidir. İç dünyamızın yani soyutun oluşmasında dış dünyamızın yani somutun mutlak etkisi vardır. Böyle olunca da bedenimizden itibaren çevremizi oluşturan her şey iç dünyamızı ve dolayısıyla sahip olduğumuz tüm soyutumuzu etkiler. Onun içindir ki Adige toplumunda kılık kıyafetten yaşadığımız ortamın düzenine kadar her şey önemlidir. Ancak daha önemlisi de iç dünyamızın yani soyutun düzenlenmesidir. Onun için Adige atasözü, “Psem yipe nape” yani “Candan önce onur gelir” demektedir. Toplumu oluşturan bireyin dizaynı yani bireyin dış ve iç düzeni ve uyumu tamamen aile içerisinde başlamaktadır. Başka bir Adige atasözü de “Wunem zışığasi, xasem qo” yani “Evde terbiyeni takın meclise (topluma) öyle gir” demektedir. Bu şu anlama gelir: Toplumun içerisine terbiyesiz insan giremez demektedir. Başka toplumlar cenneti dünyevileştirirken, böyle bir algıya sahip toplumlar da dünyayı cennet haline getireceklerdir.

     İnsan milletiyle dünyaya gelir. Her bireyin sahip olduğu ana-baba, bizatihi o bireyin kendi tercihi değildir. Hatta o bireyin kim ve ne olacağı da ana-babasının tercihinde de değildir. Ebeveyn, sadece ileride gelecek olan yeni bireyin taşıyıcılarıdır. Onun canı, geni, cinsiyeti, kaderi, karakteri, kimsenin tekelinde değildir. Çünkü insan ruhunun hükümranlığı sadece sahibine yani var edene aittir. Dolayısıyla sebeplerle mutlak hükümranlık birbirlerinden farklıdır. Unutulmamalıdır ki canlı, sadece canın taşıyıcısıdır, sahibi değil. Eskilerin deyimiyle bizler canımızın emanetçisiyiz.

     Diğer yandan, herhangi bir düşünceyi ya da inancı tercih etmek insanların kendi iradeleri dahilindedir. Toplumcu ve paylaşımcı bir karaktere sahip toplumların İslam anlayışları, yağmacı ve iç edici ya da emperyalist bir algıya sahip toplumların İslam anlayışlarından çok farklı olacaktır elbet.

     Bir tarafta babadan oğula geçen bir anlayışa sarık giydirilip saltanat İslam’la yorumlanırken, diğer taraftan saltanatın babadan oğula geçmesinin yasaklandığı Xase-Çences kültürüne dayalı, İslam - şura medeniyeti söz konusudur. Adige Memluk İslam anlayışı, ilk dönem İslam halifelerinden sonraki neredeyse ilk ve tek şura yönetimidir. Görüldüğü gibi aynı inanca sahip olunmasına rağmen biri diğerinden ne kadar da farklıdır. Ancak hazin olanı, bu durumun, en az sekiz asırdır İslam dünyasının gündeminde aklı selim bir değerlendirmeye tabi tutulmamasıdır.

     İnsan iradesinin önem arz ettiği 21. yüzyıl dünyamızda, insan hak ve hürriyetlerinin bu kadar hiçe sayılmasının önemli bir nedeni, toplumsal iradenin bireysel iradeye teslim ediliyor olmasıdır. Yani toplumsal akıl ve toplumsal iradenin oluşturulamamış olmasıdır. Bu dünya da insanların kahır ekseriyetinde düşünme melekesi iptal edilmiş ve düşünce kendi adına başkalarına ihale edilmiş durumdadır.

     Oysa ki Xabze tarzı kurallar örgüsü her zaman hayatı en anlaşılır ve yaşanabilir noktasına getirecektir. Oysa ki Moğol tarzı yağmacı beyinsiz güç ve Bakunin’in ‘sürekli yıkacaksın’ buyruğu gibi düşünceler, insana yaşanabilir toplumsal bir dünya sunması düşünülemez. Çünkü halkın gönlüne hitap etmeyen hiçbir hareket halkın diliyle örtüşmeyecektir. Dolayısıyla Xabze’yi topluma mal eden, onun ‘halkın dili’ oluşudur.

     Birçok insan dudak bükecektir belki, ama düşüncemi söylemeliyim. İslam’ın en saf, en hayati yönüyle anlaşıldığı toplumun Adigelerin yaklaşımı olduğu kanısındayım. En basitinden bize kadar ulaşan anlayışlara, nenej - tetejlerin o saf hayat algılarına bakın, hiçbir -izm’le örtüşmediğini, özgün ve özgür yapısıyla kurallar bütünü olan XABZE ile örtüştürüp hiçbir filozofta görmeyeceğiniz bir biçimde hatayı yorumladıklarını görürsünüz.

     Günümüzden geriye dönüp baktığımızda, Xabze’nin insan eğitimi, milyar dolarlar harcanarak yetiştirilen insan modelinden çok daha insani olduğunu görüyoruz. Burada bahsettiğimiz konu bilgiye erişim değil, edebe erişimdir; yani hikmete erişim. Bu edebin ve hikmetin, başkalarından bize bulaşmış hiçbir yamaya benzemediğini de görürsünüz. Kendi dünyanızın şerden hayra, çatışmadan barışa, kuşkudan güvene çevirmeniz için sadece Adıgabze konuşmanız GÜVENİLİR bir insan olmanız için yeterli bir nedendir. Sizin diğer tüm özelliklerinizin pek bir önemi yoktur. Mesleğinizin, rütbenizin, dünya görüşünüzün Xabze toplumunda pek de bir önemi yoktur, önemli olan sizin insani yani Xabze’yle olan bağınızdır.

      Adigelerin İslam’la olan muhabbeti de XABZE ile olan muhabbetinden ne bir gram az ne bir gram fazla. Eğer bunlar çatışır bir durumda olsaydı, Adigeler Mısır’da 300 küsur yıl iktidar olamazlardı. XABZE örf, adet kelimeleriyle değil, ancak medeniyet kelimesiyle izah edilebilir. Sivilizasion, medeniyet kelimelerinin ömrü henüz üç asrı bulmadı. Ancak XABZE’nin insanı inşa medeniyeti olarak Adige tarihinde en azından 5000 yıllık varlığı bir vakıadır. Ne var ki günümüz Xabze’si ile geçmişin Xabze’sini aynı potada değerlendirmeyiz, ancak aynı zincirin halkaları, aynı tarihi sürecin evreleri olarak düşünebiliriz. Günümüze ulaşan XABZE’NİN son müceddidi, son müçtehidi Kazanıkho Cebağ’dır. Onun hem yaşadığı tarihi süreç hem de düşünsel yapısı gereği İslam’dan etkilenmemiş olması mümkün değildir. O büyük düşünür, St. Petersburg saraylarında madalyalar takınıp, en hafif deyimiyle halkının karşısına dikilmemiş, aksine O, halkıyla iç içe tarihi XABZE medeniyetini yeniden yorumladı. Yıkmadı, devirmedi, bölmedi... O, halkının sorunlarını gördü, halkını inandırdı ve Xabze’yi güncelledi. En önemlisi menfaat beklemedi, saltanat ve dünyalık çıkar peşinde koşmadı. Halkını hiçbir saraya satmadı, hiçbir -izm’e peşkeş çekmedi. Bir medeniyet müceddidi oldu. En zekice olanı yaşanabilir bir hayat felsefesini halkına mal etti. İslam’la mükemmel bir uyum sergiledi. Halkının tercihlerine asla kılıç çekmedi. Bunun içindir ki Xabze elitin, bürokrasinin, kraliyetlerin, sarayların dili değildir; Xabze, halkın dilidir. Halka mal olmuş bir medeniyet ise ne kadar devletsiz kalsa da ona gönül vermiş insanların arasında var olacaktır.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.