Image

Jiy Zafer Süren
-LAGARTA / ЛАГАРТА-
zafersuren@yahoo.co.uk
Tüm Yazıları

01 Eylül 2019, Pazar

Üçayaklı masa – 2

      (Iane, Ayfüa, Şun, Fing

      Masamız neden daire ve üçayaklı?

      Daire olması, “Güneş” ve “Ay” inançlarının bir yansımasıdır. Ayrıca daire şekli dolmen kapılarına da yansımıştır. İlkel çağlardaki tüm kült yerleri daire formundadır; İngiltere de Stonehenge, İrlanda da New Granhe, Fransa da Barnanetz, Portekiz de Alcalor, Sümer de Ziguratlar ve son keşif olan, Türkiye de Göbeklitepe.

       Daire şeklinde dizilmiş taşlara (kromlek), Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinde rastlanmıştır. Bunların, genelde Güneşi temsil ettikleri ve kutsal ibadet mekanları olduğu görüşü yaygın olup, genellikle kromlekler “Güneş Tapınağı” olarak kabul ediliyordu. (17)

      Hatti Güneş Kursları da yuvarlak formlu olup, ayrıca üzerlerinde üç ayrı daire şeklinde desen vardı.

       “… her biri bir sacayak üzerinde bulunan Güneş diskleri (İnsan Adası’nın amblemi gibi), belirgin bir şekilde, Lemnos Adası’nda iktidarı ele almasına izin verilen “Hephaistos’un oğlunun” tahtta kaldığı üç mevsimli yılların sayısını sembolize eder. “(18)

      Yunan Tanrısı Helios’un (Güneş) kardeşi, Tanyeri Tanrıçası Hemera ‘nın bugünkü Abazacada; “Ha”= “biz”, “Mara” =” Güneş” anlamında olup “Hamara”, bire bir “Bizim güneşimiz” demektir. (19)

      Üçayaklı sehpaların sunak olarak kullanılıyor, üzerinde yakılan ateşler su dökülerek söndürülüyordu.

      “Knossos yakınlarında Zafer Papoura’ daki bir anıt mezarda bulunan masanın üzerinde hayli kor yığını vardı, bazen kilden yapılmış ve her biri Ay’ın renkleri olan kırmızı, beyaz ve siyaha boyanmış üçayaklı yuvarlak bir masa üzerinde yakılırdı”(20)

       Adigeler Güneş, Ay, Dünya üçlüsünü Хьурейщ (üç yuvarlak) olarak adlandırırlar. (21)

       Üç ayaklı masalarımızın tablalarının daire form da olması, bir kullanım kolaylığı olarak değil, uzun bir geçmişin, Ay ve Güneş kültünün bugüne yansıması olarak daire şeklinde yapıldılar, binlerce yıl yapısını muhafaza edip, asıl yurdu Kafkasyada kullanılmaya devam edilerek bugüne ulaştılar.

      Neden üçayaklı?

      Üç sayısı, çok tanrılı dinler döneminden beri eski toplumlarda gök-yer-yeraltı üçlemesi ile kutsal sayılmıştır; Ay kültünde,

      Ayın üç hali kutsaldı ve bunlar için taşlar üç farklı renge boyanırdı: kırmızı, siyah ve beyaza. (20) -Arkaik dönemlerde, Anadolu da Kybele adına dikilen bir taşın üç kaide üzerine oturtulması ve ana rahminin üçgen biçiminde oluşu.

      -Apollon tapınaklarında, kahinlerin üç ayaklı sehpalar üzerine oturarak geleceği okumaları.

      Sultan Ahmet Meydanı’nda bulunan “Burma direk” tabir edilen, yılan şeklindeki bakır sütunlu tarihi eser, Delphoi tapınağına izafeten dikilen, yarım bir halde bulunan bu direğin tam olduğu vakitlerde üç yılan başlığı vardı. (22)

      Dünyanın ilk güzellik yarışmasında da üç Tanrıça’ nın Paris’i hakem yapması ve Hera, ona evrenin krallığını, Athena savaşta yenilmezliği, Afrodite Helene’yle evlenmeyi vaat etmelerinde de görürüz. (23)

      Romanın kuruluşun da Remus, Romulus ve Kurt figürü ile görürüz üçlemeyi.

      Herakles hikâyesinde, yay, kılıç kayışı, kupa ve üç oğul (24), Skyth’lerin kökeni efsanesinde üç oğul, sapan- boyunduruk, balta ve kupa olarak karşımıza gelir. (25)

      -Mısır mitolojisinde: İsis- Osiris - Horus (anne-baba-oğul)

      -Yunan mitolojisinde: Zeus- Poseidon – Hades

      -Hıristiyan inancında: Baba-Oğul-Kutsal Ruh

      -İslam inanışında: Allah-Muhammed- Kuran

      -Alevi inancında: can-canan-çocuk (çoban)

      -Musevilik inancında: üreme, çoğalma, doğuş

      -Varoluşumuzun dini geleneklerde üç seviyesi: ruh, zihin ve beden (26) olarak üçleme şeklinde yer almıştır.

      Kitaplı dinlerde; Tanrı-Peygamber-Kutsal kitap şeklinde, yine üçleme ile karşımıza çıkar.

      Yaşamla ilgili üçlemeleri de şöyle sıralayabiliriz;

      Yer, Gök, Su- Toprak, Hava, Su- Ateş, Su, Toprak- Tanrı, Ruh, İnsan- Adem, Havva, Şeytan- Cennet, Cehennem, Araf- Doğum, Yaşam, Ölüm- Günah, Sevap, Nötr- İnsan, Hayvan, Bitki- Madde, Emek, Ürün. Nereye baksak karşımıza üçleme çıkmaktadır.

      Apollon kültüde, kadın bilicilerin kehanette bulunmadan önce üç gün oruç tutmaları gerekiyordu. Üçayakların antik kehanet merkezlerinde tütsü amaçlı kullanıldığı biliniyor. Apollon ile ilişki kurmanın üç öğesi vardı; Kutsal su kaynağı, üçayaklı kazan, defne yaprağı. Üçayak’ın Leto, Artemis ve Apollon’u temsil ettiği söylenir. Apollon’un üç eşdeğer kült merkezi vardır; Delphi Delos Patara. Homeros, Apollon’a Likya soylu diyor. (27)

      Zeus’un karısı Hera adına üç tapınak yapılmış ve üç ayrı şekilde ibadet edilmekte idi; 1.Tanrıca çocuk olarak, 2.Zeus’un evlendiği gelin olarak, 3. Zeus’un terk ettiği dul olarak. (28)

      Erylus, üç ayrı hayatı ve üç ayrı bedeni yaşamıştı. (29)

      Eskiden yeminlerin iki şahidin huzurunda yapılması şarttı, ki eylem doğal olarak Tanrı huzurunda yapılıyordu; Tanrı ve iki şahit ile üçleme tamamlanmış oluyor.

      “Devlet armalarında, taçlarda ve bayraklarda yer alan anh simgeleri kimi zaman tekli, kimi zaman üçlü bir düzenleme içinde yer alıyordu. Zaman içinde üçlü düzenleme yaygınlaştı. Üçlü anh; “üç kere büyük”, “üç âli özelliğe birden sahip”, “üç kere üflenmiş” anlamlarına geliyordu… Üç kere büyük olma şu anlama geliyordu; peygamberlik, hikmet ve krallık.” (30)

       İnsan olarak; Ruh, beden ve akıl üçlemesi.

      Nart Mitolojisi’nde de üçlemelere rastlarız;

      -Tha(Ança), Setenay, Nartlar

      - Setenay, Tlepş, Sasruka

      - Tha(Anca), Thamade, Xabze(Khebze)

       -Xase, Xabze, Thamade

       Tüm bunlar” üç” simgesinin dünya genelinde kabul edilmiş arkaik bir kült olarak, insanların bilincine görünmez bir şekilde nakş edildiğini gösterir.

      Dolayısı ile üçayaklı otantik sofralarımız, rastlantısal olmayıp, binlerce yıllık kült olgularının, günlük hayata bu formda, işlevsel olarak katılmasının sağlanması ile vücut bulmuşlardır.

      Üçayaklı masalarımızın tablasının daire form da ve üçayaklı olması, bir kullanım kolaylığı olarak değil, uzun bir geçmişin, Ay - Güneş ve “üç” kültünün bugüne yansıması olarak şekillendirilmişler. Binlerce yıl yapısını muhafaza edip, asıl yurdu Kafkasya’da kullanılmaya devam edilmiş, bugünlere ulaşmıştır.

(Bitti)

   Kaynakça;

17-Abhazya’nın Arkeolojik Eserleri, Gerg K. Şamba, çeviren: Papapha Mahinur Tuna, As Yayın, İstanbul-2008, s.51.

18-Kaynakça no: 1.

19-“Hyperon ile Theia’nın kızı olan Tanyeri Tanrıçası, Helios’un gökte belirmesiyle Hemera adıyla kardeşine batıya kadar olan yolculuğunda eşlik ederdi, ta ki Hespera adıyla Okyanus’un batı kıyılarına sağ salim geldiklerini haykırana dek”. Kaynakça no: 1.

20-Kaynakça no: 1.

21-Ali Çürey, Üç Ayaklı Adige Yemek Masası, Çerkesler! Onlar da Kim? İstanbul 2018.

22-Yılan şeklinde olan bu bakır sütuna dilimizde “Burma direk” tabir edilegelmiştir. Yarım bir halde bulunan bu direğin tam olduğu vakitlerde üç başlığı vardı. Bir bakışta üç ayrı yılanbaşı şeklinde görünür, kâh üç başlı yılan olduğu zannı verirdi. Bakırdan yapılmış, ilk defa da Delfi’de mabede izafe edilerek dikilmişti. S. Vural, Taha Toros Arşivi, Dosya No: 6-Sultanahmet. İstanbul Kalkınma Ajansı (TR10/14/YEN/0033)

23-Kaynakça no: 2.

24-25-Kaynakça no: 3.

26-Giresun’da Yaşatılan Sacayağından Geçme Geleneğinde ‘Sacayağı’ ve ‘Üç’ Ne Anlatıyor? Kerime Üstünova, Bilig Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi Kış / 2010, Sayı 52: s:181-194, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı

27-“Elimizdeki tek ayrıntılı kaynak ise İ.S. 4 yüzyılda yaşamış düşünür Lamblikhos’un yazılarıdır; anlatıldığına göre bilici kadın, ya elinde ‘belirli bir tanrı tarafından verilmiş’ bir asa tutar ya bir akson üzerinde oturur ayaklarını veya giysisinin ucunu suda ıslatır ya da suyun buharını solur 410. Bu şekilde kendisini tanrının vereceği esinler için hazırlar; ayrıca kadının 411 kutsal alanda yaşaması, kehanette bulunmadan önce yıkanması ve üç gün oruç tutması gerektiği belirtilir 412”. “Antik metinlerden ve mythoslardan anlaşıldığına göre, biliciliğin vazgeçilmeyen bir diğer elemanı da ‘üçayak’tır. Evin işinde ne şekilde kullanıldığı tam olarak belirtilmeksizin, üçayağın önemi geç antik yazarlar tarafından sıklıkla vurgulanmıştır. Üçayağın daha çok tütsü ağırlıklı kehanetlerde kullanıldığı düşünülmektedir.” “Apollon ile iletişim kurmada üç elemanın zorunlu olduğunu söyler: Bunlar kutsal su kaynağı, üçayaklı kazan ve defne ağacıdır 545.” “J. M. Moret’ye göre üçayak, Artemis, Apollon ve Leto üçlüsünü temsil etmektedir 5” “552 Didyma’da da, kehanetle ilişkili olarak üçayak kullanılıyordu. Bkz. Tanrıver 2009, 412.” “Apollon’un Delphi ve Delos’la eşdeğer tek Kehanet Tapınağı Patara’dadır 647” “Homeros ona İllas’ta “Likya Soylu” dediğine göre, onun Pataralı olma olasılığı çok fazladır 649”. Patara ve Letoon Antik Kentlerinde Apollon Kültü, Mehmet Ardıç, yüksek lisans tezi, Konya 2014. Selçuk Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji Ana Bilim Dalı Klasik Arkeoloji Bilim Dalı.

28-Kaynakça no: 1. S.61

29-Kaynakça no: 2. 3

0-Sahib-i Kıran Fatih, Hüner Şencan. http://www.hunersencan.com/uretim/ makaleler/sahibi_kiran_fatih.pdf

Kline: Sedir; Antik Yunan ve Roma da üzerine uzanılıp muhabbet edilen, altındaki alana yemek servisi yapılabilen üç ayaklı sehpalar ve üzerine çıkma tabureleri konabiliyordu.

Anh: üzerinde üç adet simge bulunan hükümranlık başlığı (anlamı: ondan).

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.