01 Aralık 2017, Cuma

Psışho

Psışho’nın ıslığı, büyük ziyaret tepesinden, dağın öbür yanından ve köyden, tiz bir şekilde tüyleri ürperterek duyuldu. On yaşlarında, beline kadar sazlıklarla dolu suyun içinde mandaları çeviren Duguma, ona karşıdan seslenen Mıma, camiden dönen yaşlı köy erkekleri, şafak sökmeden hamurlarını yoğurup ekmek pişirmeye başlayan Lokıt (Lo Köyü) kadınları bu ıslığı titreyerek iliklerinde hissettiler. Çocuklar birbirlerine “psışho ıslık çaldı” diyerek haber verdiler.
Şaziye, “Mıma, psışho ıslık çaldı, psışho ıslık çaldı” diye bağırarak avlu kapısına kadar gitme zahmetinde bulunmayıp duvardan atlayıvermişti. Yaşlı komşuları: “Bir daha duvardan atladığını görmeyeyim, neden kapıyı kullanmıyorsun?” diye çıkıştı. Komşuyu annesi Mıma’ya şikâyet eden Şaziye bir azar da ondan işitip sus pus köşesine çekilirken, “Ben sana Psışho’nun ıslığını haber vermek için…” dedi usulca. Oysa Mıma ıslığı duymuş, “Allah korusun, Allah korusun” diyordu kendi kendine.
Nadide, Mıma’nın pişirdiği buharı tüten bazlamaları, bal, metekoy ve Lokıt’ın olmazsa olmazı manda kaymağını koyup, kahvaltı sofrasını hazırlamıştı. Çok geçmeden köylü Psışho’nın ıslığını unutup rutin işlerine dönmüştü.
 

Büyük ziyaret

Güneş, Lokıt’ın coşkun akan ırmağı Psışho’yı, kenarındaki ulu ağaçları, Çerkes evlerini ve avlularını aydınlatmaya başladığında köyün gençleri tembel tembel uyuyor, anneler onları kaldırmak için acele ediyordu. O günü diğer günlerden ayıran, köy kadınlarının büyük ziyarete gitme heyecanıydı. Evde yapılması zorunlu tüm işler bitirilip köy meydanına toplanan otuz- otuz beş kadar kadın ve çocuk hep birlikte büyük ziyaretin bulunduğu tepeye vardılar. Nadide buradan eşsiz manzaraya baktı. Bütün köy adeta ayaklarının altına serilmişti. Psışho, köpük köpük görünen ulu kavak ağaçları ve selvilerin arasından zaman zaman ışıldayıp kayboluyordu. Nadide içindeki coşkuyla koşup dağın öbür yüzünden, kıvrılarak akan ırmağa, uçsuz bucaksız gibi duran çimenlere baktı. 
İkindi sonrasına kadar yendi içildi, yaşlılar Kur’an okumak için oturduklarında genç kızlar, gelinler dağın öbür yüzünden ırmağa doğru koşarak kendilerini suya bıraktılar. Kıyıya çıktıklarında rüzgârın da etkisiyle titriyorlardı. Aralarında sadece Nafiye iyi bir yüzücüydü. “Ne oldu hemen ıslanıp çıktınız? Gelin size yüzme öğreteyim” diyerek ırmağa doğru koşarken herkes onu izledi. Suya daldıklarında ısınmış, rahatlamışlardı
Nafiye sırt üstü yüzüyor diğerleri de hayranlıkla onu izliyorlardı. Herkesin gözü önünde Nafiye bir girdaba kapılıp dönmeye başladığında durumu ilk kavrayan görümcesi Şehrize oldu ve “Nafiye boğuluyor” diyerek onu yakalamak için ileri atıldı. İki adam boyu genişliğindeki girdabın son halkasında birbirlerine ulaşamayan Şehrize’yle Nafiye suyun yüzünde hızla dönerlerken onları izleyen arkadaşları henüz ne olduğunu kavrayamamışlardı. İkisinin de saçları suyun yüzeyine yayılmış gözleri dışarı uğramıştı. 
Nadide: “Şehrize, Şehrize” diye bağırarak onların yardımına koştu. Yüzme bilmediği aklına bile gelmemişti. Ayağının biri boşluğa gelip dengesini kaybettiği sırada, arkadaşlarıyla el ele tutuşup oluşturduğu zincirle Kuçana yardıma koştu. Nadide bir ara Kuçana’nın parmaklarına dokunmuş ardından tekrar suya gömülmüştü. Çaresizce çırpınırken bileğinin güçlü bir elle kavrandığını hissetti ve kendinden geçti. Kuçana, Nadide’yi Psışho’nın kucağından çekip almayı başarmıştı. 
Kenarda dehşet içinde çığlıklar atarak koşuşan kızların “Nadide, Nadide” sesleri Kur’an okuyan kadınlara kadar ulaşmış, Mıma adeta uçarak yardan aşağı inip kendini suya atmıştı. Oysa diğer tarafta Nadide’yi ırmaktan çıkarıp kıyıya yatırmışlardı. Bu kez “Mıma gidiyor, Mıma gidiyor” diyen haykırışlar arasında Kuçana arkadaşlarıyla birlikte Mıma’nın kendini suya attığı yöne koşuyordu. Mıma’nın üzerindeki lacivert pardesü paraşüt gibi açılmış onu suyun yüzünde tutuyordu. Zincirin başındaki Kuçana uzattığı şemsiyeyi yakalayan Mıma’yı sudan çekip çıkardığında Psışho; Nafiye ve Şehrize’yi oluşturduğu girdabın derinliklerine çoktan çekmişti bile.
Psışho Nafiye’yi günbatımında, Şehrize’yi şafağa karşı geri verdi. Bütün Lokıt uzun yıllar bunun etkisinden kurtulamayacaktı. 
Psışho ise aralıklarla ıslık çalarak kurbanlarını almaya devam edecekti.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.