Image

Alaattin Bayram
Sözcüklerin dili
alaattin.bayram@jinepsgazetesi.com
Tüm Yazıları

01 Mayıs 2019, Çarşamba

Nisan bereketi

 

İlkbahar mevsiminin tamda ortası. İklim olarak baharla beraber kış yan yana. Orta Anadolu’da Kayseri’nin Uzunyayla bölgesi başta olmak üzere birçok yere kar yağdı. Nisan ayının şu ikinci yarısında adeta kış geri dönmüş. Dağlar, ovalar, her yer bembeyaz. Dedim ya kış mevsimiyle ilk bahar iç içe, peş peşe; tıpkı yaşamla ölümün iç içe, peş peşe olduğu gibi.

Tanıdık, tanımadık her birine rahmet diliyorum. Taziye vesilesiyle gittiğim Kayseri’de Birleşik Kafkasya Derneği yeni başkanı Cemil Görücü Bey’den söyleşi davetiyesi aldım. Hazır Kayseri’ye gitmişken benden, düşüncelerimi hemşerilerimizle paylaşmamı istemişler. Aceleye gelmiş bir program olsa bile insanlara olumsuz cevap vermek olmaz elbette. Benden ramazan ayında daha kapsamlı bir program sözü alarak XABZE SOHBETLERİ’İN 19.’sunu dernek binasında gerçekleştirdik. ‘Xabze, Bze, Lhepkh’ konulu bir söyleşi… Bu, benim Kayseri Bir-Kaf derneğimizle üçüncü kez diyalog kurmam oldu. Beni bilenler bilir, fındık kabuğu bahaneler üreterek insanları ayırmam ve ötelemem mümkün değil. Hele hemşerilerimden herhangi bir kesime karşı bugüne kadar, hiçbir zaman diyalogumu kesmeyi düşünmedim. Şahsıma karşı beni tanımazlıktan gelenler olursa ‘olsun, o da onun tercihi,’ diyorum kendime. Hiddet, şiddet, hakaret içermediği sürece insanların tercihlerine saygı göstermek gerekir. Zaten herkesle her konuda aynı düşünmek de mümkün değil; doğru da değil. Böyle bir beklenti hiç kimsede olmamalı. İnsanların birbirleriyle selamı sabahı kesmeleri zanları arttırır, dostlukları zayıflatır ve zamanla düşmanlıklar baş gösterir. Onun için güçlü bireylere ihtiyaç duyduğumuz gibi, güçlü toplumlara da ihtiyacımız vardır. Tarumar olmuş bir milletin fertlerinin basit nedenlerden dolayı kendilerini bir kez data dağıtmalarına ne gerek var? Bunun içindir ki hemşerilerimin davetlerine icabet etmeyi her daim önemsemişimdir.

Bir-Kaf derneğimizle ilk diyalogu ise Türkiye-Rusya uçak krizinden sonra Türkiye’ye ilk gelen uçakla gelen Adige TV ekibinden Muhabir Susanna Ghuchelh’ ve kameraman Yaxhulh’ Madin’i Kayseri’de misafir etmiştim. Bu süreçte Talas Kafkas Kültür Derneği’ne ulaşamamakla birlikte diğer iki derneğimiz de bizleri karşılamışlar ve çekimler yapılmıştı. Hatta bu süreçte, birçok Hatıkhoy köylerine ve uğramış ve o dönemki Kayseri Büyükşehir Belediye başkanı Sayın Mustafa Çelik Bey de TV ekibini kabul etmişler ve röportaj vermişlerdi.

Bir-Kaf’la ikinci diyalogum 2017 yılında Uluslararası Kaynar Festivali nedeniyle olmuştu. Anayurt ayağını kurma görevi acizane bendenize düşmüştü. Üç aya yakın bir hazırlık çalışması sürecim olmuştu. Kayseri’de tertip komitesi adına başkanlık görevi Kayseri Bir-Kaf Başkanı Sayın İzhan Baykal beyefendi idi. Değerlendirmek bana düşer mi bilmem ama hakkını teslim etmek gerekir; İzhan Bey, azimli, sabırlı, samimi ve uyumlu bir insan olarak gördüm. Yorucu da olsa niteliği ve niceliği açısından bir ilke imza atılmıştı bahse konu olan festivalle. Tabiidir ki orada emeği geçen birçok arkadaşım, kardeşim oldu. Ancak konumuz bu olmadığı için onların, burada tek tek isimlerini anmayı gerekli görmüyorum.

25 Nisan 2019 Perşembe günkü Kayseri’de, Adıgabze’nin İlksel & Orijinal dil yapısını, Xabze’nin insanı inşa’ medeniyeti olduğunu, AdigeLERİN KADİM BİR MİLLET olduklarını, dilimin dönüğünce, gücümün yettiğince anlatmaya çalıştım. Söyleşi sonrası bir o kadar özel muhabbet oldu. Bir önceki gün, gece geç saatlere kadar süren muhabbet ve ardından yemekte bile devam eden muhabbet küçümsenecek bir durum değildi. Dernek yöneticilerimizden Sayın Cemil Görücü, Wotey Wumar ve değerli hemşerilerimizin konuya ilgi duymaları kadim kültürümüze verdikleri önemin bir göstergesi olsa gerek. Cevdet beyin “Ben bu işleri terk etmiştim, ikinciye dönüyorum, hayret verici şeyler anlatıyorsun” tarzı değerlendirmesi, 14 Mart Adige Dili ve Edebiyatı günü nedeniyle Miyekhuape’den dönerken sohbetimiz esnasında Neğuç Şemseddin kardeşimin «“Sizi dinledikten sonra artık yok olmayacağımıza kanaat getirdim. İçimizde bu denli kıymetli görüşler varsa biz yolumuza devam edeceğiz demektir” sözlerini yeniden hatırladım.

***

Adigey Cumhuriyeti Başkanı Sayın Kump’ıl Murat 23-26 Nisan tarihlerinde Kafkas Dernekleri Federasyonu’n davetlisi olarak Türkiye’de çeşitli temaslarda bulundu. STK’lardan tutun TBMM’sine kadar çeşitli görüşmeler yaptı. Öncelikle sebep olanlara teşekkür ederin. Çeyrek asır sonra cumhuriyetimizin devlet başkanının Türkiye’de olması elbette ki manidardır. Sonunda hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ben kısaca bir özeleştirimi yapmadan geçemeyeceğim. Sayın Başkanımızın konuşmasını Türkçeye çevirmem benden istenmiş ve ben de kabul etmişken, üzülerek ifade edeyim ki 2 buçuk saat trafikte kaldım ve ancak konuşma bittikten sonra programa yetişebildim. Oysa ki programımı değiştirerek Kayseri’den iki gün önce İstanbul’a dönüş yapmıştım. Ben özrümü diledim tabiidir ki…

Programın bütününe bakınca Nisan bereketi sanki İstanbul Çerkeslerine biraz az düşmüş gibi geldi bana. Herkesin bildiği gibi gelen devler başkanı Adigey’in ve Adigelerin başkanı. Hal böyle olunca da program ve özellikle İstanbul metropolü programı tüm Çerkeslere mal edilebilinirdi. Sadece, bir avuç Düzce insanımız Adige Bayrak Günü için 260 araçlık bir konvoy oluşturabiliyorsa, tarihinde 2. kez Türkiye’ye gelen Adigey Devlet başkanı konvoyu en az, ama en az 2600 aracı bulurdu. Programa plan koyan insanların bunu yeniden düşüneceklerine inancım vardır. Hatırlayacaksınız, İstanbul’da, Kayseri’de vb birçok programa birlikte imza atma gereğini hep vurgulamışımdır. Bu konuyu Çerkes diasporası artık masaya yatırmalı ve bazı konularda birlikte eyleme imza atmaya alışmalıdırlar. Çünkü zaman hepimizi öğütüyor ve çakıl taşı gibi olanlar bu değirmenin altında un ufak oluyor. Zaman kaprislerimize merhamet göstermeyecektir.

 Adige Dili ve Yazını günü nedeniyle Myekhuape’de bulunduğum süreçte bazı yetkili kişilerle görüşmüş ve şunu iletmiştim: ‘Programınız hakkında bazı bilgiler duyuyoruz. İşinize bunumu sokmak, akıl vermek gibi anlaşılmasın. Ola ki fark edilmemiş olabilir insanlar. İstanbul’da, İstanbul Üniversitesi var. Yanılmıyorsam 140 bin öğrenci nüfusuna sahip. Burada Adige Dili ve Xabzesi Anabilim dalı açılması ve bu konuda iş birliği gibi bir talebiniz olabilir. Bu konuda hatırlatma babında bana düşen bir görev olursa federasyon yönetimimize hatırlatmada bulunabileceğim,’ demiştim. Ancak ev sahibi tarafın programına tabi olunacağı şeklinde aldığım cevap sonucunda böyle bir şeyin düşünülmediğini anlamı oldum. İstanbul’da açılabilecek olan ‘Xabze & Tarih, Adige Dili, Tarihi ve Xabzesi’ gibi bir bölüm bu işe uluslararası bir statü kazandıracağı muhakkaktır. Bu benim her daim gördüğüm milli bir rüyamdır.

Üzülerek söylemeliyim ki Türkiye’de ulusal medyada, en azın mutlaka TRT’de Çerkesleri ilgilendiren bunca güzel hareketler varken acaba neden yeterince yer almaz. Anlamakta zorlanıyorum. Çerkesler bu ülke için nüfusa oranla herkesten çok insan kaybına uğramış bir millet. 100 bin asker kaçağının olduğu dönemde Çerkesler sadece kendileri değil atlarıyla, köpekleriyle cepheye gittiler. TRT illaki bir Adıgabze bir kanal açana kadar günde en az birkaç saat TRT 2’de Adıgabze programlar koyabilir, çizgi filmleri Adıgabzeye çevirebilir. Uzun yayla belgeseli mutlaka çekilmeli. Bu ayrı bir yaramız ancak yeri gelmişken de burada değinmeden edemedim. Çerkesler uluslararası dostluklara vesile olmaya her zaman adaydır; bunun bilinmesinde fayda olduğu kanısındayım.

***

Bu yıl 25 Nisan 19, Adige Bayrak günü Adigey Cumhuriyeti ve tüm cumhuriyetlerimizde daha coşkuluydu. Adigey, Kabardey, Çerkess cumhuriyetlerimizde ve tüm Adigelerin yaşadığı topraklarımızda, Nalçik’teki olumsuzluklar hariç, oldukça coşkuluydu. Çerkes dünyası artık 12 yıldız, üç ok ve yeşil zeminli tarihi Adige Bayrağını benimsemiş, içselleştirmiş durumdadır. Bu vesileyle 25 Nisan Adige Bayrak gününü kutluyorum. Türkiye ve Rusya arasında her alanda gelişecek güzel ilişkilere Çerkeslerin destek vereceğine hep birlikte şahit olacağız. İhtiyar dünyamızda herkese barış, mutluluk, müreffeh yarınlar diliyorum. Dünyamız baharla dolsun.

Not: Kurulacak olan Türkiye-Rusya ortak üniversitesinde ‘Xabze Medeniyeti’ anabilim dalı konmasını ilgili taraflara hassaten öneriyorum.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.