Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
selcuksimsim@hotmail.com
Tüm Yazıları

01 Temmuz 2019, Pazartesi

Keleşbey dönemi (4)

    Tayyar Paşa meselesi

    Babıâli, Keleşbey’in artan gücünden rahatsızdı.60 Sultan, savaş öncesinde Abhazya hükümdarını ortadan kaldırma ve geniş Sohum Koyunu, Karadeniz’in Kafkasya sahilindeki iki ana Türk üssü konumunda olan Poti ile Anapa arasında “ara istihkâm noktası” olarak kullanabilmek için yeniden ele geçirme kararı aldı.

    1806 yılının Mart sonunda Keleşbey’in Osmanlı Devleti’ne ihanetle suçlanan Tayyar Paşa’yı61 kabul etmesi Sultanın memnuniyetsizliğinin daha da artmasına sebep oldu. İsteklerini gerçekleştirmek için Keleşbey bir dizi siyasi manevrada bulunuyordu. Öncelikle Rusya’nın ne kadar güvenilir bir müttefik olduğunu ve Abhazya ile ittifak için Osmanlı ile ilişkilerinden ne derece taviz verebileceğini öğrenmeye çalıştı. Keleşbey bu soruya cevap bulmak için Osmanlı’nın gözünden düşmüş Tayyar Paşa’yı Rusya’ya göndermek üzere Abhazya’da gizleme ve böylece Rusya’nın Tayyar Paşayı kabul edip etmeyeceğini öğrenme kararı aldı. Siyasi adımını açıklarken Keleşbey şöyle yazmıştır: “Tayyar Paşa’yı Rus imparatorluğunu himayesine sığınacağını bilerek kabul ettim.”62

    Bu olayları Abhazya hükümdarı Keleşbey’in bizzat P.D. Tsitsianov ile yoğun yazışmasından takip etmekteyiz. Ayrıca Keleşbey’in Osmanlı Sultanı’na Tayyar Paşa’nın affı ve idam cezasının iptaline ilişkin mektup yazdığı da bilinmektedir.

    Keleşbey’e, Tayyar Paşa’nın cezalandırılmasına ilişkin sultan fermanı gönderilmiş ve bunun karşılığında Abhazya hükümdarına vezirlik, oğullarına Abhaz beyi ünvanı ve Tayyar Paşa’nın malvarlığının kullanımına verilmesi vaat edilmişse de Keleşbey kararından dönmemiştir.

    Tayyar Paşa’yı gizleyen dik başlı Abhazya Hükümdarı’nı cezalandırmak için, Türk komutanlar bazı bey ve soyluları Keleşbey’e karşı kışkırtmış, Abhazya’da iç savaş çıkartmaya çalışmıştır. Bu bağlamda, Abhazya hükümdarı Keleşbey’e “hain Tayyar Paşa’nın kafasının kesilmesine” ilişkin sultan fermanının gönderildiği, fakat Keleşbey’in emri yerine getirilmediğine ilişkin vezir Abdurrahman’ın yazdığı bir name, Dzapş-ipa beyleri ve Maan soylularına gönderilmiştir. Abhaz soylularına seslenen Vezir, haini bulup sultana getirecek kişinin ödüllendirileceği ve kendisine Trabzon Gümrüğü’nden yılda “5 kese” mali yardım gönderileceği sözünü vermiştir.63 Ayrıca “Keleşbey’i cezalandırmak” için yakında büyük Türk gemileri ve firkateynlerinin geleceğine, bunun yanı sıra kısa bir sürede yeni Erzurum ve Trabzon Valisi Yusuf Paşa’nın komutanlığında “karadan ilerleyecek” bir ordu toplandığına, Çıldır Valisi Selim Paşa’nın ise “ordusuyla Açar dağ ağzından yürüyeceğine” ilişkin söylentiler yaymıştır.

    Keleşbey gözden düşmüş Tayyar Paşa’yı niçin Abhazya’ya kabul etmişti? Keleşbey’in davranışı siyasi bir manevraydı. Hem Rus komutasına bağımsız bir hükümdar olarak kendi başına karar alabildiğini göstermek; hem de Rusya’nın buna vereceği tepkiyi görmek istiyordu.

    Babıâli tarafından yaklaşan tehdidi gören Keleşbey 20 Mayıs 1806 tarihinde General P.M. Litvinov’a bir mektup yazarak Rus komutasından askeri destek talep etti: “Tayyar Paşa için fermanla bir kişi geldi. Rusya’nın yardım edeceği umuduyla onu geri gönderdik. Şimdi bize karşı gemiler gelmekte. Bu durumda bize ne tür bir yardımda bulunabileceğinizi bildirmenizi arz ederim…

    Abhazya’dan, Dadiani’nin kontrolündekilerden ve benim çevremdeki insanlardan bazılarının size beni kötülediklerini işittim. Ancak bu bölgede Rusya’ya hizmette benden daha gayretlisi yoktur. Dolayısıyla kavgaya meyilli bu tür insanların sözlerine inanmamanızı ve burada benden beklediğiniz hizmetleri emretmenizi arz ederim.” 64

    Söz konusu mektubu P.M. Litvinov’a Keleşbey’in vekili Hasan Ağa teslim etmiştir.

    1806 yılının yaz başında General İ.İ. Rıkgof’a İstanbul’daki elçiden, Babıâli’nin “Keleşbey’i Tayyar Paşayı teslim etmeye mecbur kılmak amacıyla” Sinop’tan Sohum Kale’ye 3 firkateyn gönderme planının bulunduğu ve Çıldır paşasına sefere kara kuvvetleri ile yardım etmesi emrinin verildiğine ilişkin bilgi ulaşır.65 Bu bilgiye Kafkasya’daki Rus askeri komutası şüpheyle yaklaşır. Çünkü Sohum’a gönderilecek kara kuvvetleri Rus askerlerinin bulunduğu “Kemhal üzerinden geçmeden” varış noktasına ulaşamazdı. Dolayısıyla “söz konusu seferin asıl amacının Kemhale karşı olabileceği” endişesi oluşmuştur.66 Bu endişe, Babıâli’nin defalarca yazılı şekilde “belirtilen noktanın temizlenmesi” talebinde bulunması nedeni ile iyice artmıştı.

    Bu bağlamda Rus askeri komutası Keleşbey’in yazdıklarına tamamen güvenememiştir. Bu da A.A. Çartoriyskiy’nin 8 Haziran 1806’da General G.İ. Glazenap’a gönderdiği mektupta belirgin şekilde görülmektedir: “Zavallı Trabzonlu Tayyar Paşa’ya sığınma hakkı tanıyan Abhazya ve Sohum hükümdarı Keleşbey Rusya himayesi altına girme arzusunu beyan etmiş. Keleşbey’in Rusya’ya bağlılığındaki samimiyetinden ve kendi tebaası içinde Babıâli’ye yakın duran kesimlerin gözündeki durumundan emin olunmalıdır.” Bununla birlikte askeri komuta, Keleşbey’in “okşanması” ve aldığı Tayyar Paşa’yı teslim etmeme kararının onaylanması gerektiği kanaatinde olduğunu belirtmiştir.67

    Rus askeri komutası Keleşbey’in askeri yardım talebine tepki vermeyerek sessiz kalmış, Babıâli’den Keleşbey’e gelen tehlikeyi dikkatle izlemiştir. Belgelerden anlaşıldığı üzere, Rus tarafı, P.D. Tsitsianov ile yazışan Keleşbey’in yardım alacağı umudu taşıdığının farkındaydı. Rusya tebaasına girme arzusunu Keleşbey Kafkasya Başkomutanı P.D. Tsitsianov’a bildirdikten bir süre sonra komutan vefat etti. Başkomutan Vekili G.İ. Glazenap Abhazya hükümdarının talebini bir süre bekletti ve ne yapacağını bilemeyerek değerlendirilmesi için “saraya” gönderdi. Cevap bekleyen Abhazya hükümdarına ise şöyle yazmıştır: “Henüz konuyla ilgili her hangi bir cevap almadım. Tahminimce cevap, Kafkasya ve Gürcistan’a Tsitsianov’un yerine başkomutan olarak atanacak General ile birlikte gönderilecek.” 68

     Kafkasya’ya yeni başkomutan olarak 70 yaşındaki General İ.V. Gudoviç tayin edildi.

    General İ.İ. Rıkgof 27 Temmuz 1806’da General P.D. Nesvetaev’a, “Keleşbey’in, kaderini kolaylaştırmak ve gelecek yıkımdan kurtulmak için Pavel Dmitrieviç Tsitsianov’a takdimde bulunduğunu; fakat Çar‘ın takdiriyle bekletildiğini; bu arada Babıâli’nin şiddetli öfkesinin kaçınılmaz olduğunu ve Trabzon’dan her an Türk filosunun gelmesini beklediklerini” yazmıştır.69

    Bir süre sonra, Keleşbey’in, Sultan’ın yapabilecekleriyle ilgili beklentileri doğru çıktı. Sultan fermanı ile Trabzon’dan Sohum’a orduyla birlikte 11 gemiden oluşan bir filo sevk edildi.70 Gelişen olaylar karşısında Keleşbey halkına seslenerek 25 Temmuz 1806 tarihinde ülkenin savunulması için 25 bin kişilik gönüllü milis kuvveti topladı. Keleşbey’in yönettiği 25 bin kişilik ordu saflarında Ubıhlar ve Adigeler de yerlerini almışlardı.72

    Bu durum General İ.İ. Rıkgof’un 30 Temmuz 1806’da General P.D. Nesvyataev’e yazdığı raporunda anlatılmıştır.73 III. Selim’in çıkarma gemileri top atış menziline yaklaştığında topçu ateşine tutulmuş ve Türk filosundakiler inmeye cesaret edemeden Abhazya sahilinden çekilmek zorunda kalmıştır. Tarihçi İ.G. Antelava bu olayı şöyle yazmıştır: “Abhazya halkından 25 bin kişi topraklarını savunma kararlılığını gösterince, çatışmaya girmekten çekinen Sultan’ın filosu geri dönmek zorunda kaldı. İşgalcilere karşı mücadele kararında olan silahlı Abhazların sayısı açıkça bir halk direnişi olduğunu göstermektedir.” 74

    Keleşbey’in tavrı netti: “Sultanın emirlerini yerine getirmiyor, halkını yönetiyordu.”75 Tarihçi T.A. Açugba’nın kanaatine göre Keleşbey bu tutumu ile “Osmanlı’ya karşı savaşan Rus ordularına fiilen yardımda bulunmuştur.” 76

    Rusya Dışişleri Bakanı Kont A.İ. Budberg 5 Eylül 1806’da General İ.V. Gudoviç’e77, “Abhaz hükümdar Keleşbey’in Rusya’ya bağlılığının devam ettiğini ve Türk filosunun başarısızlığının Çar’ın dikkatini çektiğini” 78 bildirmiştir.

    Bu dönemle ilgili tarihçi A.V. Fadeev ise şöyle yazmıştır: “Keleşbey’in gücünün yükseldiği bir dönemdi. Neredeyse bir yıl süreyle bağımsız Abhazya’yı tek başına yönetti. Artık Rusya’ya karşı bile soğuktu.” 79

    Böylece Keleşbey’in siyasi planı 1806 yılından itibaren hayata geçirilmiş oldu. Artık kendini ne Osmanlı Sultanı’nın mandası, ne de Rus imparatorluğunun tebaası sayıyordu; ülkeyi bağımsız yönetiyordu.

    Baron A.İ. Budberg’in 14 Kasım 1806 tarihli Kont İ.V.Gudoviç’e yazdığı mektupta, Abhazya Hükümdarı’nın Dük de-Richelieu vasıtasıyla Rus hükümetine sekiz maddeden oluşan ve belirli şartlarda Rusya tebaası olmayı kabul etmek isteğine dair bir “arz-ı hal” gönderdiği bildirilmektedir. Bu sekiz madde ise şöyle sıralanmaktadır:

     “1) Rus tahtına tüm asker ve sivil Abazalar sadık kalacak, daima hizmete hazır olacak ve Majestelerinin kendi tebaasına kabul etmesi onaylanacak, 2) Rus tahtının Keleşbey’i tebaasına kabul etmesi ile Keleşbey’in hükümdarlığı korunacak, 3) Majestelerince layıkıyla rütbe ve ücretle ödüllendirilecek, 4) Keleşbey’in 6 oğlundan büyüğü Seferbey’e rütbe ve ücret tahakkuk ettirilecek; Keleşbey ikinci oğlunu sadakat güvencesi olarak Petersburg’a gönderecek; bu bağlamda majestelerinden okuma yazma ve diğer Rus bilimlerinin öğretilmesi istenecek, 5) Abhaz soylularından 30 kişi majestelerinin lütfuna mazhar kılınacak, 6) Kendisi, (Keleşbey) Poti kalesinde bulunacak, Babıâli’nin saldırması ihtimaline karşı erzak stoğu yapılacak, 7) Poti kalesinde büyük toplar bulunmasına rağmen, Rus ordusunun oraya gelmesi ile topçularla birlikte en az 2 küçük top daha bulunacak, 8) Esir ticareti yasaklanmayacak.”

    Rusya ile Babıâli ilişkilerindeki belirsizliklere bağlı olarak söz konusu görüşmeler “büyük gizlilik altında”80 veya diplomatların deyimiyle “gizli müzakere” şeklinde yürütülmeye özen gösterilmiş, taleplere temkinli yaklaşılmıştır.

    Belgelerde, farklı kademe ve rütbelerin yaptığı sayısız yazışmalarda Keleşbey ile görüşmelerin yararı ve gerekliliğine işaret edilmesine rağmen, resmi bir anlaşma belgesi bulunmamaktadır. Kont İ.V. Gudoviç, Dışişleri Bakanı A.Y. Budberg’e mektubunda şu itirafta bulunmuştur: “Bu gizli müzakere istenilen sonuca ulaşana kadar bana sadece beklemek düşüyor”. Mektubunun sonunda İ.V. Gudoviç yine de Keleşbey’in desteklenmesi ve umutlandırılması gerektiğini belirtmekte, bunun için General İ.İ. Rıkgof’a “güçlü koruma ve himaye vaadiyle” güvenilir ve sadık bir kişinin Abhazya’ya gönderilmesini önermektedir.81

    Zeki biri olan Keleşbey durumun muallâklığının farkındaydı ve otoritesini sağlamlaştırmak için çeşitli manevralara hazırdı.

    Bu bağlamda G.A. Dzidzarya’nın tespiti dikkat çekicidir. Tarihçi şöyle yazmaktadır: “Bir tarafta I. Aleksandr Hükümetinin Abhazya konusundaki geçici ‘çekimser’ tutumu; diğer tarafta Osmanlı Sultanı’ndan gelen fiili tehlike, Keleşbey Şervaşidze’yi Napolyon Fransa’sı ile temas kurma girişimine mecbur etmiştir.”

    Bilindiği üzere Fransa kendi politikalarını hakim kılmak için Kafkasya’ya, özellikle de Abhazya’ya özel ilgi duymuştur. Abhazya Hükümdarı, Sinop Konsolosu Tomas Fourcade ve meşhur Dışişleri Bakanı Talleyrand ile yazışmalarda bulunmuştur.82

    G.A. Dzidzarya bir diğer çalışmasında ilginç bir ayrıntı nakleder. 1807 yılında, Abhazya’nın sahil hattı, limanı, vesairesini ayrıntılı bir şekilde incelemesi için diplomat Adrian Dupree, Sohum’a gönderilmiştir.83 (Devam edecek)

-----

 60 Keleşbey, Abhaz hükümdarlarının Osmanlı’dan aldıkları 10 bin lev tutarındaki yıllık ücretten men edilmiştir. 

61 AKAK belgelerinde Tayyar Paşa bazen Mahmud Paşa olarak anılmaktadır. 3 ciltli AKAK (s.191)’da tam ismi Mahmud Tayyar Bey olarak geçmektedir. Tayyar Paşa, 1791 yılında Çerkeslere yardıma gelen ve Kuban’da Tohtamış Dağ Boğazı’nda yenilgiye uğratılarak General German tarafından esir alınan Trabzonlu Battal Paşa’nın oğluydu. Bkz. S.M. Bronevskil. Kafkasya Hakkında Yeni Coğrafi ve Tarihi Bilgiler, Can Ülkesi Abhazya, C.1, s.52 

62 G.A. Dzidzarya, Eserleri, C.1, Sohum-1988, s.33

 63 AKAK, C.2, s.872-873

64 AKAK, C.3, s.189

65 AKAK, C.4, s.517

66 AKAK, C.4, s.518

67 AKAK, C.3, s.190

68 Bilindiği üzere 22 Haziran 1806’da Çar talimatı ile Tayyar Paşa için “Kırım’dan gemi” gönderilmiştir. Tayyar Paşa, Rus hükümetinin izni ile Kırım’ın güney sahiline yerleşmiştir. AKAK, C.3, s.192-193

69 G.A. Dzidzarya,Abhazya Tarihine İlişkin Belgeler, C.1, Sohum, 2008, s.29-30

70 AKAK, C.3, s.192

71 AKAK, C.3, s.192 General Rıkgof’un General Nesvetayev’e raporu, 30 Temmuz 1806. AKAK, C.III, s.192-193

72 AKAK, C.3, s.193

73 AKAK belgelerinde, Türk filosunun çıkarma birliğini indirmeme ve çatışmaya girmeme nedenine dair ilginç bir tez yer almaktadır. Buna göre zeki ve ileri görüşlü Keleşbey, elçiyi Tayyar Paşa’nın Abhazya’da bulunmadığına, onu arayacak veya bulacaklara büyük ödüller vereceğine dair ikna etmeyi başarmıştır. General Rıkgof’un Kont Rozen’e mektubunda, Keleşbey’in “Babıâli’nin cezalandırmayı emrettiği Mahmud Paşanın (Tayyar Paşa) Kırım’da gizlendiğini ve Abhazya’da bulana ödül vereceğini” ilan ettiği belirtilmektedir. AKAK, C.3, s.178; G.A. Dzidzarya, Eserleri, C.1, Sohum-1988, s.41

 74 İ.G. Antelava, a.g.e, s.84

 75 AKAK, C.3, s.191

76 T.A. Açugba, Kronolojik Abhazya Tarihi, Sohum-2011, s.52

77 İvan Vasilieviç Gudoviç, kont. P.D. Tsitsianov’dan sonra 18061809 yılları arasında Kafkasya’da başkomutandır. 

78 AKAK, C.3, s.193

 79 A.V. Fadeev, Abhazya Tarihi, Antik Çağdan 1870 Toprak Reformuna Kadar, B.1, Sohum-1934, s.145

80 Keleşbey’in Rus imparatorluğunun tebaası olma çabasını, Haziran 1806’da toplanan genel Halk Meclisi’nde açıklama girişimi dikkat çekici tarihi bir olaydır. O dönemde henüz Abhazya’da bulunan Tayyar Paşa bu girişimle ilgili olarak şu ifadeyi kullanmıştır: “… Ben ayrılmadan önce Keleşbey cemaati toplamış ve girişimlerine herkesin destek vermesi hususu müzakere edilmiştir”. AKAK, C.3, s.191-192

81 AVPR, Ana arşiv fonu, 1-10, 1806, d.2, s.42-48; Bkz. Abhazya Tarihine İlişkin Belgeler, C.1, s.50

82 AVPR, Ana arşiv fonu, 1-10, 1806, d.2, s.33; Bkz. Abhazya Tarihine İlişkin Belgeler, C.1, s.52

83S.Z. Lakoba, Abhazya tarihi, Sohum 1991, s.160

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.