Image

Dr. Hajbeviko Fatma Yılmaz
WUZİNŞEW
dr.fatmaylmz@gmail.com
Tüm Yazıları

01 Haziran 2019, Cumartesi

Alerjik hastalıklar (1)

 

Yeniden merhaba. Kocaman bir gülüşle karşılayalım baharı. Kimilerimizse baharı ellerinde mendil, kızarmış gözlerle, hapşırarak karşılar, onlar ki atopiktirler ve bahar onlar için alerji mevsimi demektir. Girişten de anlaşılacağı üzere bu ayki konumuz alerjik hastalıklar…

Alerjik hastalıklara, gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerde daha sık rastlanmakta. Modern çağın bize getirdiği bir hastalık gibi görünse de tarihi oldukça eski. MÖ dönemlerde Mısırlılarda ölüme neden olan arı sokma vakalarını, at alerjisi olan Roma imparatorlarını biliyoruz. Ancak alerji 20. yy. başlarında bilimsel olarak tanımlanmıştır. Son yıllarda stres, küresel ısınma, hava kirliliği, böcek ilaçlarının ve gıda katkı maddelerinin daha fazla kullanımı, çevresel toksinler nedeniyle oldukça yaygınlaşmıştır. O kadar ki tüm dünyada sadece astımlı hasta sayısının 300 milyon olduğu bildirilmektedir.

Peki, nedir alerji? Bağışıklık sistemimizin yabancı maddelere karşı verdiği anormal “aşırı hassasiyet” yanıtıdır. Birçok faktöre bağlı gelişir, kalıtım ve çevresel faktörler temel etkendir. Alerjiye yatkın kişiler “atopik” olarak adlandırılır. Atopi bir hastalık olarak kabul edilmez fakat kalıtsaldır. Açık tenlilerde, deniz kenarı veya nemli ortamlarda yaşayanlarda daha fazla görülür.

Alerjik reaksiyon başlatabilen maddelere “alerjen” denir. Ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri, bazı gıdalar (süt, yumurta, deniz ürünleri, kuruyemişler, soya, balık), takılardaki nikel-kobalt gibi maddeler ve bazı ilaçlar (antibiyotik, ağrı kesici, kontrast madde vb.) alerjendir. Aslında alerjenler oldukça geniş bir spektruma sahiptir ve kişiye özgüdür.

Alerji nasıl oluşur?

Alerji genetik yatkınlığı olan bireylerde çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Alerjik hastalıkların bu denli yaygın olması “hijyen hipotezi” ile açıklanmaktadır. Bu hipoteze göre sosyo-ekonomik gelişime paralel olarak doğal yaşamdan uzaklaşılması alerjik hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Beslenme alışkanlıklarımızın değişmesi, hava kirliliği, gıda katkı maddeleri gibi doğaldan uzaklaşıp yapaylaşan birçok faktör, vücudumuzun yabancı maddelere karşı vermesi gereken doğal yanıtta ve bağışıklık sistemimizde değişikliklere neden olur. Bağışıklık sistemimiz normalde vücuda giren zararsız, fakat yabancı maddelere karşı IgG dediğimiz antikorları üretir. Ancak bazı kişiler (nedeni tam olarak aydınlatılamayan nedenlerle), yaşamın başlangıcından itibaren polenler, ev tozu akarları gibi belirli yabancı maddelere karşı IgE tipi antikorlar üretmeye başlar (duyarlılaşma). Zaman içinde zararsız olan bu maddeler “antijen” haline gelir ve “alerjen” olarak adlandırılır. Bu maddeler solunum, ağız, deri veya enjeksiyon (kas-damar içine) yoluyla vücudumuza girdiğinde antijene özgün IgE yapısındaki antikorlar salınır. Bu IgE-alerjen etkileşimi, (mast hücrelerinden) histamin vb. madde salınımına neden olur. Bu maddelerin salındığı organa göre (burun, göz, akciğerler, cilt) semptomlar gelişir. Örneğin bahar alerjisinde burun akıntısı, besin alerjisinde ciltte döküntü vb.

Alerji semptomlarının türü ve şiddeti, hastanın genetik yapısına, alerjen tipine ve yoğunluğuna bağlı değişir. Alerjik reaksiyona neden olacak alerjen miktarı ve vücudun alerjene yanıtı da kişiye özgüdür. Aynı alerjen kimisinde sadece nezle benzeri semptom oluştururken bazısında anaflaksiye neden olabilir. Düşük miktarda alınan alerjenler kişide ciddi belirtilere yol açmasa da vücutta iltihabi bir sürecin başlamasını tetikler. Bu iltihap, kişinin alerjenlere ve tetikleyicilere daha duyarlı hale gelmesine sebep olur. Hava kirliliği, enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz tetikleyici faktörlerdir. Örneğin astımlı kişilerdeki hava yollarının iltihabı, onları sigara dumanına karşı daha hassas hale getirir.

Bulgular nelerdir?

Alerjik reaksiyonlar burun akıntısı gibi hafif olabileceği gibi ölümle sonuçlanacak kadar ağır (anaflaksi ve şok) olabilir. Genelde alerjenle karşılaşınca atopik kişilerde şu bulgular görülür: Hapşırık, burun akıntısı-kaşıntısı, öksürük, hırıltı, nefes darlığı, ciltte kaşıntı ve kızarıklık, yüzde-dudakta şişlik, gözlerde kızarıklık-kaşıntı-şişlik, tansiyon düşmesi, bayılma, bulantı-kusma-ishal (Lütfen bu okuduklarınızla kendi kendinize teşhis koymayın, alerjik hastalık tanısı immünoloji uzmanı tarafından klinik muayenenin laboratuvar verileriyle desteklenmesiyle konur.

Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği verilerine göre toplumun %10’u kendisinde besin alerjisi olduğunu düşünmektedir. Ancak bilimsel yöntemlerle bu kişilerin sadece %1’inde gerçek besin alerjisi olduğu saptanmıştır. Bu durum özellikle küçük çocuklarda gereksiz diyet kısıtlanmasına, gelişimsel sorunlara neden olmakta, aileye gereksiz ekonomik yük getirmektedir.

“Atopik yürüyüş” alerjik hastalıkların doğal gelişim sürecini ifade etmek için kullanılır. Alerjik hastalıklar bağışıklık sistemimizle yakından ilişkilidir ve yaşamın ilk aylarında belirti vermeye başlar. İlk alerjik yanıtın, çocuklarda ek gıdaya başlandığı dönemde besin alerjenlerine karşı geliştiği bilinmektedir. Bu dönemde görülen “atopik dermatit” ciltte egzama benzeri lezyonlarla kendini gösterir. Atopik dermatit, kişinin gelecekte diğer alerjik hastalıklara yatkın olduğunun habercisidir. Atopik dermatitin ortaya çıktığı dönemlerde besin alerjileri de ilk bulgularını verebilir. Zamanla düzelebilir veya yaşam boyu sürer. Belirtiler hafif ürtikerden anaflaksiye dek uzanır. Çoğunlukla inek sütü ve yumurtaya bağlı gelişen besin alerjileri atopik dermatitli hastaların yarısında görülür. Bu nedenle egzama şikâyeti olan kişilerin besin alerjisi yönünden araştırılması gerekir.

Çocukluk döneminde tekrarlayan ve tedaviye dirençli enfeksiyonlarla kendini gösteren primer immün yetmezlik hastalıkları, akraba evliliğinin olduğu toplumlarda sık görülür (neyse ki bizde akraba evliliği yok). Bağışıklık sistem yetmezliğine bağlı gelişen bu hastalıklara erken dönemde tanı konulması, gen tedavisi-kemik iliği-kök hücre nakliyle tedavisi gerekir.

Ürtiker (kurdeşen), çocuklarda sık görülür ve enfeksiyonlara bağlı gelişir. Besin alerjilerinin de bulgusu olabilir. Kronik ürtiker ise erişkinlerde görülür.

Okulöncesi dönemde astım benzeri semptomlar (öksürük, nefes darlığı v.b) sık görülmekte ve astım ilaçlarıyla tedavi edilmektedir. Bu çocukların çoğunluğu beş yaşından sonra düzelirken bazılarında astım gelişir. Bu dönemde sigara dumanı, solunum yolu problemlerinin en önemli sebebidir ve kesinlikle çocukların uzak tutulması gerekir.

Alerjik rinit, astımdan daha önce belirti vermeye başlayabilir. İnhale alerjen duyarlılığı (ev tozu, polen vs.) ve klinik bulgularla tanı konur ve burun tıkanıklığı, nezle benzeri bulgular, geniz eti (adenoid vejetasyon) görülür. Burun iç yapısındaki değişiklikler, kulakları da etkiler ve orta kulak iltihapları sık gelişir. Uzun süre burun tıkanıklığı, damak ve diş yapısında değişikliğe neden olabilir. Bu dönemde geniz etinin cerrahi veya ilaçla tedavisine kulak-burun-boğaz ve immünoloji uzmanının birlikte karar vermesi gerekir. Sonraki dönemde ise inhale (solunumla alınan) alerjenlere bağlı alerjik rinit ve astım gibi solunum yolu alerjileri sık görülmektedir.

 (Devam edecek)

 

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.