Image

DİYANE

İstanbul’da 1920 yılı Mart ayında, Çerkes Kadınları Teavun Cemiyeti tarafından Osmanlıca ve Latin alfabesi ile Adıgece yayınlanan bir dergi.

İstanbul’da 1920 yılı Mart ayında, Çerkes Kadınları Teavun Cemiyeti tarafından Osmanlıca ve Latin alfabesi ile Adıgece yayınlanan bir dergi. Künyesinde kendisini “bilimsel, sosyal ve edebi dergi” olarak tanımlamıştı. Hedef 15 günde bir yayınlanmaktı.
 
İmtiyaz sahibi Seza Pooh, başyazarı Hayriye Melek Hunç idi.  
As Yayıncılık tarafından ilk ve tek sayısı günümüz Türkçesi ile 2004 yılında yayınlandı.
Cemiyet 1918 yılında Beşiktaş Akaretler’de Çerkes Örnek Okulu açtı. Osmanlıda kız ve erkek çocuklarının birlikte eğitim aldıkları ve Latin harfleri kullanan ilk Müslüman okuldu. Adıgece ve Osmanlıca eğitim yapıldı. İlk ve ortaokul dengi olarak 6 sınıflı özel bir okuldu. Ayrıca 4-6 yaşları çocuklar için bir ana sınıfı vardı. Okulun kurucu kadrosu beş kadındı:
Hayriye Melek Hunç, Makbule Berzek, Emine Reşit Zalike, Seza Pooh, Faika Hanım. Hunç, dernek başkanı ve derginin başyazarı idi.
 
24 Temmuz 1923 de imzalanan Lozan Antlaşması’ndan bir ay sonra, Çerkes Teavün Cemiyeti ve Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti kapatıldı. Çerkes Örnek Okulu da, Milli Eğitim Bakanlığı’nın İstanbul Maarif Müdürlüğü’ne 5 Eylül 1923 tarihinde bildirimi ile kapatıldı. Seza Hanım İstanbul’da tutuklanmış, daha sonra Ankara’ya gönderilmiş, birkaç ay sonra serbest bırakılmıştı. 
 
Bilindik sözdür, “geçmişi bilmek, ders çıkarmak”. Sık tekrarı nedeniyle önemini yitirmiş gibi. Farklı alanlarda dalga geçme konusu olduğuna da tanığım. Geçmişe saplanıp kalmamak gerek, doğrudur. Geçmişi bilmek de yetmez tek başına. Analiz ederek sonuçlar –diyelim ki dersler- çıkarmak, bugün ve yarının pratiğinde geçmişten yaralanmanın önünü açar ki gereken budur. Başyazar Hunç’un 96 yıl önce, 1920’de yani sürgünden 56 yıl sonra yazdıklarını bu gözle okumayı deneyelim mi?
*
 
DİYANE'NİN İŞİ - AMACI
 
Hayriye Melek Hunç 
Bütün insanlık, özellikle bütün küçük ve zayıf milletler gibi Çerkeslik de bugün ağır ve acı bir sınav dönemi geçiriyor. Biz bunu tüm ağırlığı ve acılığı ile hissediyoruz. Fakat inanıyoruz ki, insanlığı ölçen bu büyük deneyim ne kadar sürerse sürsün, ne kadar çeşitli dönemler geçirirse geçirsin hiç şüphe yok ki zafer sonuçta insanlığın olacaktır.
İsteriz ki, halkımız buna güvensin ve hatta bizim gibi inansın, bunun aksine inanmak; onun için felaketlerin belki de en büyüğü olur.
 
Yüz sene Rus Çarlığı önünde eğilmeyen Çerkeslik, kendisindeki cengâverlik özelliklerinin ne kadar temiz ve yüksek bir dereceye vardığını dünyaya göstermiştir.
Şimdi ise Çerkes varlığı artık başka bir alanda savunma bekliyor. Fikirlerini yaymak amacıyla çıkardığı dergiye "Diyane" adını veren Çerkes kadınları, bu halkın savaşta gösterdiği cengâverlik duygu ve heyecanının diğer özelliklerine zarar verecek oranda gelişmiş olmasından korkuyorlar. Cesaretlerin en büyüğünün savaşırken gösterilen olmadığı gibi en büyük zaferlerin de savaşta kazanılanlar olmadığını düşünüyorlar. Uygar dünyada savaş artık başka meydanlarda ve başka silahlarla yapılıyor.
 
Biz halkımızı artık bu meydanlarda, kolunu değil, aklını kullanırken görmek istiyoruz. Bu yüzden "Diyane"yi, bizde pek çok bulunduğuna emin olduğumuz aydınlar için belirli bir amacı gösteren bir meşale gibi tutuyoruz. Bu meşalenin altında gençlerimizi tarih, dil, edebiyat, sanat, müzik ve sosyal yaşamda ulusal varlığımızı araştırma, yayımlama ve bu varlığı en yüksek derecede geliştirme ve olgunlaştırmaya çağırıyoruz. Bu çağrıyı yaparken de çok acı çekmiş, ama sonunda yavrusunu mutlu etmenin sırrını keşfetmiş bir anne sesinin şefkati ve heyecanı ile sesleniyoruz. Eminim ki, gerçek ulusal ruh taşıyan her Çerkes bu sesteki şefkat ve isabeti anlayacak ve onun gösterdiği amaç etrafında kuvvetli bir kitle halinde toplanmak için koşacaktır. (Çeviren: Fikri Tuna – As Yayıncılık).
*
Söz konusu sayıdaki diğer yazı ve yazarlar; Diyane, Diğer Bir Deyişle "Millet Anası" - Met İzzet; Sosyal Yaşamda Kadının Rolü - Seza Pooh; Ulusal Dilin Bilim ve Uygarlıktaki Önemi - Blenav Batuk; Habze - Cankat Lostanbiy; "Çerkesçe Gramer" Kitabının Değerli Yazarına.
Seza Pooh “Sosyal Yaşamda Kadının Rolü” yazısına şöyle giriş yapmış: “Sosyal yaşamda kadına önemli rol veremeyen toplumlar, uygarlık yolunda henüz adım atamamış olanlardır. Bir halkın uygarlık ölçüsü kadınlarının sosyal yaşamdaki rolü ile doğru orantılıdır”. 

YORUMLAYIN

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

600 karakter kaldı

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner