Image
2019 Mayıs

Adigeyli Nafset'in büyüleyen sesi

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nın davetiyle 5 Mayıs’ta İstanbullu sanatseverlerle buluşacak olan soprano Nafset Chenib ile gazetemizin mayıs sayısı yayına girmeden sohbet etmek istedik ve söyleşimizi internet üzerinden gerçekleştirdik. 2014 Soçi Paralimpik Oyunları’nın kapanış töreninde José Carreras ile birlikte sahne alarak muhteşem bir konser veren, pek çok ünlü orkestrayla solo performanslar sergileyen Nafset Chenib’le müziği, İstanbul’u konuştuk.

Gül Yılmaz - Birgül Asena Güven

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nın davetiyle 5 Mayıs’ta İstanbullu sanatseverlerle buluşacak olan soprano Nafset Chenib ile gazetemizin mayıs sayısı yayına girmeden sohbet etmek istedik ve söyleşimizi internet üzerinden gerçekleştirdik. 2014 Soçi Paralimpik Oyunları’nın kapanış töreninde José Carreras ile birlikte sahne alarak muhteşem bir konser veren, pek çok ünlü orkestrayla solo performanslar sergileyen Nafset Chenib’le müziği, İstanbul’u konuştuk.

 

- Öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. Konserinizi heyecanla bekliyoruz. Bize biraz Amerika’ya öğrenci olarak gidiş sürecini anlatır mısınız, nasıl gerçekleşti?

ABD’ye gelmeden önce, Rusya’da eğitim gördüm. Müzik çalışmalarıma 6 yaşındayken, görmeyen ve görme bozukluğu olan çocuklara eğitim veren yatılı bir okulda, Armavir’de (Doğduğum yer olan Adygheysk kasabasına 250 kilometre uzaklıktaki Krasnodar Kray’da) başladım. Piyanist olarak başladım ama çeşitli müzik topluluklarında ve müzik okulu korolarında şarkı da söylüyordum. Eğitimime Nikolay Rimsky-Korsakov Krasnodar Müzik Okulu’nda devam ederken vokal çalışmalarımı Moskova Victor Popov Koro Sanatları Akademisi’nde sürdürdüm.

New York’taki Manhattan Müzik Okulu’na kabul edildim. Bildiğiniz gibi; ABD’de yükseköğrenim görmek oldukça pahalı. Burs almış olmama rağmen öğretim masraflarımı bile karşılamadı, bu yüzden ABD’deki çalışmalarımı ertelemek zorunda kaldım. Manhattan Müzik Okulu’nda 2017’den 2018’e kadar çalışabilmem mümkün oldu, bunun için beni finansal olarak destekleyen Adigey Cumhuriyeti Senatörü Murat Khapsirokov’a teşekkür ederim. 8 Nisan Pazartesi günü, The City Univercity of New York (CUNY) Etnomüzikoloji bölümünün doktora programına kabul edildim.

                                        

- Çok güzel bir haber, kutluyoruz... Daha da geriye gidersek müzikle ilgili yatkınlığınızı kim ortaya çıkardı?

Sanırım, müziğe ilgimi ilk keşfeden ailem oldu. Babam hep bana bir piyano almak istemişti. Ne yazık ki ben 4 yaşındayken babamı kaybettik. Amcam Adam onun isteğini gerçekleştirdi ve daha okula başlamadan bir piyanom oldu. Annemin ev işleri yaparken mırıldandığı güzel melodiler de önemliydi. Güzel bir sesi ve çok iyi kulağı vardı. Sanırım müzik tutkusunu miras aldığım kişi odur.

 

- Kafkasya’daki eğitiminiz size neler kattı?

Açıkçası buna nasıl yanıt vermem gerektiğini bilmiyorum... Çalışmalarıma başlamam gereken dönemde Rusya’da kapsayıcı bir eğitim sistemi yoktu, bütün engelli çocuklar özel yatılı okullara gitmek durumundaydılar. Görme engelli çocuklar için benim kasabama en yakın yatılı okul Armavir’deydi. Yani bana iyi bir eğitim sağlanmasının tek yolu, yatılı okula devam etmemdi.  Bunun annem için ne kadar zor bir karar olduğunu biliyorum ama tek olanak buydu ve şimdi ona bu kararı için  gerçekten teşekkür ediyorum. Dahası; eğitimimle ilgili olarak beni hiçbir zaman sorgulayarak sınırlamadı. Örneğin; evden o kadar uzakta tek başıma yaşayacak oluşumdan endişelenmiş olmasına rağmen, Moskova’daki Victor Popov Koro Sanatları Akademisi’nde okuma kararımı destekledi.

Kafkasya’da okuma şansı bulamamış olsam da, annem ve akrabalarım sağ olsunlar, Adigecemi kaybetmedim. Son yıllarda Maykop’taki Adigey Cumhuriyeti Devlet Filarmoni Orkestrası ile de çalıştım. Üç yıl önce, ilk resmi devlet ödülüm olan “Adigey Cumhuriyeti Onur Sanatçısı” ödülünü  aldım. Çalışmalarımın böyle kıymetli bir ödülle karşılanması benim için büyük bir onur...

2016’dan itibaren Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ile olan derin ilişkim (belki aşk demeliyim) başladı. Madina Saralp’ın sanat merkezinde sahne almak, eşsiz ve müthiş yetenek Madina Saralp’ın güzelliklerle dolu dünyasına dalmak, benim için hep büyük bir mutluluk oldu.                                                                                                                    

 

- Sizin daha çok opera formundaki şarkılarınızı dinledik, cazın hangi türünde söylüyorsunuz? Klasik  müzik icra etmek mi caz mı daha fazla haz veriyor?

Farklı müzik stillerini ve  farklı çağlardan farklı türlerde müzik yapmayı seviyorum. Kafamda müzik türleriyle ilgili bir hiyerarşi yok ama favori müziklerim caz ve değişik stillerin karışımı. Hayalim, bir ‘crossover’ şarkıcısı olup çeşitli etnik öğeleri performanslarıma dahil etmek.

 

- Repertuvarınızı çok merak ediyoruz, neler dinleyecek İstanbullu müzikseverler? “Adiyuf”u biliyoruz daha çok. Dolayısıyla özellikle Adigece parçalarınızı çok merak ediyoruz...

“Adiyuf” programa dahil edilmedi ama istek parça olarak tutuyoruz (gerekli olursa diye düşünerek).

5 Mayıs’taki konser için piyanistim Feruza Kosach ve ben ilginç bir program hazırladık; ilk bölümde Handel’den Menotti’ye kadar uzanan opera, operet ve müzikallerimiz olacak. İkinci bölüm; Çerkes etnik müziği. İki sıradışı Çerkes besteci; Cebrail Haupa (ХьаIупэ ДжэбрэIил) ve öğrencisi Murat Kabardokov tarafından bestelenmiş ve düzenlenmiş müzikleri icra edeceğimize dikkatinizi çekmek isterim. Böylece iki nesil arasındaki ilişkiyi de görmüş olacaksınız.

 

- Müzik dışı olacak ama uçaktan paraşütle atlayışınızı izledim, biz de bir grup arkadaş geçen yıl Abhazya’da yamaç paraşütü yaptık, müthişti. Nerden aklınıza geldi böyle bir şey, nasıldı uçmak?

Oh, sadece serbest düşüşün nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek istedim. Hayatta yaptığım birçok şey merakımdan kaynaklandı. Bu atlayışın hayatımın en ilginç deneyimi olduğunu söyleyemem ama ilginçti ve tekrar yapmak isterim.

 

- İstanbul’a ilk gelişiniz sanırım. Türkiye Çerkes diasporasında İstanbul önemli bir şehir. En çok nereyi görmek, kimlerle tanışmak istiyorsunuz, neler yapmak istiyorsunuz İstanbul’da?

Bu İstanbul’a ilk gelişim değil. 2014’te turist olarak bulundum (aslında benim turist olarak ilk ve halen de tek yurtdışı deneyimim, genelde müzisyen olarak yurtdışına çıkıyorum). İnsanların misafirperverliğinden ve açıklığından, şehrin inanılmaz duygusundan, saraylarından ve Boğaziçi’nden çok etkilenmiştim. Okumak benim için gerçek bir tutku olduğu halde, o zamanlar büyük Türk yazar Orhan Pamuk’u henüz bilmiyor olmam tuhaftı tabii. Sonrasında muhteşem kitaplarıyla tanıştım. “Kara Kitap” ve “İstanbul” çok hoşuma gitti,  nostaljik ve dokunaklıydılar. O günlerde, bu eşsiz şehri tekrar ziyaret etmekle kalmayıp, orada sahne de alacağımı henüz bilmiyordum.

Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkez’indeki konser ve provanın yanı sıra Şamil Vakfı’nı ziyaret etmeyi planlıyorum. Bu benim Türkiye’de yaşayan Çerkesler ile ilk tanışmam olacak. Daha önce söylediğim gibi; etnomüzikoloji doktora programına kabul edildim. Yani bir etnomüzikolog olarak (henüz başında olsam da) İstanbul’daki Çerkes müzik arşivlerine ulaşma imkânı bulmayı ümit ediyorum. Sürgün döneminin müziğiyle, Çerkes sürgününün müziğe nasıl yansıdığıyla ilgileniyorum. Bu konuda mümkün olduğu kadar çok müziğe ve bilgiye ulaşmak benim için önemli. Çevremizdeki insanlar hayatımızdaki en büyük değer ve yeni insanlarla tanışmaktan çok mutlu olurum.                                                                                                                                        

 

- Konseriniz Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde olacak. Leyla Gencer’i tanıyorsunuzdur. Vasiyeti gereği külleri Boğaz’a uğurlandı. O kentte, Boğaz’da zaman geçirecek olmak size neler hissettiriyor?

Leyla Gencer’in müziğini ilk kez Moskova Victor Popov Koro Sanatları Akademisi’nde çalışırken dinledim ve hemen en sevdiğim şarkıcılardan biri oldu. Muhteşem sesi ve “lirik-coloratura”dan “dramatik”e her tür soprano repertuvarını söyleyebilmesi çok etkileyici. Hayatının büyük kısmını İtalya’da geçirmesine rağmen böyle bir son dileği olmasını kesinlikle anlayabiliyorum. İstanbul yakınlarında doğmuş. Burası olağanüstü Giannina Arangi-Lombardi ile müzik çalışmalarına başladığı yer. Ölümünden sonra da en sevdiği yere dönmüş oldu...

Daha önce de söylediğim gibi, farklı kültürlerin özgün bir bileşimi olan bu şehri, Orhan Pamuk ve Leyla Gencer’in şehrini, Çerkesler için çok önemli olan bu şehri seviyorum. En sevdiğim şarkıcılardan birinin adıyla anılan salonda konser veriyor olmak da büyük bir mutluluk...

Konser tarihi olan 5 Mayıs, annemin doğum günü olduğu için de benim için ayrıca önemli.

 

- Jıneps gazetesi ve okurları adına tekrar teşekkür ediyoruz. İstanbul’dan sevgiler...

 

 

NAFSET CHENİB KİMDİR?

* 31 yaşında, Adigey Cumhuriyeti’nde küçük bir kent olan Adygheysk’te doğdu.

* Doğuştan görme engelliydi, altı yaşındayken Armavir’de (Krasnodar Kray’da bir kent) görme engelli çocuklar için faaliyet gösteren yatılı okula başladı.

* Makine mühendisi olan babasını henüz dört yaşındayken kaybetti.

* “Müzik tutkumu miras aldığım kişi” olarak tanımladığı annesini ve ablasını 2012’de trafik kazasında yitirdi.

* Krasnodar ve Moskova’daki müzik eğitimine Amerika’da Manhattan Müzik Okulu’nda devam etti.

* New York Şehir Üniversitesi’nin Etnomüzikoloji bölümünün doktora programına geçen ay kabul edildi.

* “Adigey Cumhuriyeti Onur Sanatçısı” ödülüne sahip.

* Gelecekte, özgün Çerkes müziklerini toplayarak onları farklı tarzlardaki müziklerle bir araya getirip düzenlemeyi planlıyor.