Image

Kalekute Enver Sağlam
Ettekraru Ahsen
enver.jineps@gmail.com
Tüm Yazıları

01 Nisan 2016, Cuma

Terörden de beter olan…

 
Ülkemiz kan gölüne dönmüş durumda. Gün geçmiyor ki bir ölüm haberi gelmesin. İşin kötüsü;
 
özellikle Güneydoğu’daki “kurtarılmış bölgeler”den gelen bir – iki ölüm haberi neredeyse vaka-i
 
adiyeden olmuş durumda.
 
Canlı bombaların kendilerini patlatması ile ortaya çıkan korkunç görüntüler ve
 
onlarca/yüzlerce ölümlerin arkasından oluşturulmaya çalışılan panik havası, maalesef halkın üzerine
 
sinmeye başlamış gibi.
 
Toplu taşıma araçlarından insanların uzaklaşmaya başlaması; eğlence mekanlarındaki
 
durgunluk; alışveriş merkezlerindeki tenhalaşma vs. bunun en net göstergesi.
 
Ve bütün bu olup bitenden sonra siyasetçilerin bitmek tükenmek bilmeyen karşılıklı suçlama
 
salvoları da sade vatandaşı yormuş durumda.
 
Özyönetim adı altında oluşturulan “özerklik” 12 Eylül öncesinin kurtarılmış bölgelerini
 
hatırlatıyor insana. 12 Eylül senaryosunun başka bir versiyonu mu sahnelenmek isteniyor diye de
 
düşündürtüyor insana.
 
Değil başka görüşteki insanların girmesi; devletin giremediği şehirler oluştu günümüz
 
PKK üzerinden devletle girişilen “bilek bükme” mücadelesinde, devlet de sonunda bütün
 
ağırlığı ile abandı Sur’a, Nusaybin’e Cizre’ye…
 
Bahsi geçen beldelerde belediye çalışmalarını bile bu denli yap(a)mayan yetkililer; adeta bir
 
“terör altyapısı” oluşturmak için canla başla çalışmışlar besbelli. Açık söylemek gerekirse, kendi
 
adlarına başarılı da olmuşlar bu çalışmalarda. Hendekler, bombalı tuzaklar ve evden eve oluşturulan
 
bitmez tükenmez dehlizlerden oluşan labirentlerden müteşekkil “terör altyapısı”nı görünce; insanın,
 
ister istemez ”be adam madem bu kadar beceriniz var, bu çalışmaları beldelerinizde yaşayan
 
insanların refah ve huzuru için harcasanız ya” diyesi geliyor.
 
Fille yatağa giren ezilmeyi göze alır deyip “Devlet / PKK Savaşı”na bir atıfta bulunalım önce.
 
Arkasından da filli bir teşbihte daha bulunalım. Filler tepişince çimler ezilirmiş diyelim de anlayan
 
anlayacağını anlasın.
 
Az önce ismini zikrettiğimiz şehirlerde yaşayan insanlarımızın durumu, yukarıdaki benzetme
 
ile gayet net ortaya konuluyor sanırım. Bu kaosta insanlar canını, malını, işini, aşını kaybediyor
 
maalesef. Bölge insanı yanına alabildiği birkaç parça eşya ile bölge dışına zor atıyor kendini.
 
Bütün bu olan bitenin baş sorumlusu PKK’nın adını vermeden, onun türevlerine
 
yaslandıklarını ifade eden zevat; müsebbibi oldukları kan gölüne aldırış etmeden üstelik, onlarca
 
insanın ölümüne sebep olanların cenazelerinde/taziyelerinde boy gösteriyorlar pervasızca. Adeta
 
insanlara küfredercesine yaptıkları bu hareketin anlaşılır yönü yok elbet. Bu açık açık millete karşı
 
yapılan bir hakarettir; meydan okumadır. Bu milletin birikimlerinden maaşlarını alan milletin vekilleri
 
(!), bulundukları mevkii inkar dercesine terör odaklarına laf etmemekte; bilakis alemi sersem, milleti
 
kör zannetmektedirler.
 
Yazdığımız bu satırların, onların nezdinde bir kıymet-i harbiyesinin olmadığını bilecek kadar
 
aklımız var çok şükür. Benzeri düşüncede yüzlerce yorumun/yazının yayınlandığını da biliyoruz tabii
 
ki. Buna rağmen bu satırları kaleme almamızın bir sebebi var muhakkak. Enver Sağlam olarak derdim;
 
elinizde bulunan gazetemiz Jineps’in kendi kamuoyumuzdaki genel algısının dışında da ses verdiğini
 
anlatmak… Ben ve Jıneps Yayın Kurulu da biliyor elbette ki, Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin kahir
 
ekseriyeti “Jıneps” gibi düşünmemektedir. Şahsımız da bu sessiz çoğunluğun sesi olmaya
 
çalışmaktadır karınca kararınca.
 
Özgürlük-demokrasi- insan hakları noktasında kullanılacak her türlü cümleyi kurmaya varız
 
elbet. Lakin, değil terörle arasına mesafe koymak; değil terör örgütünün ismini vererek kınamak;
 
bilakis terörden beslenen bir örgütün meclisteki temsilcileri var malumunuz. Bu malum şahıslar
 
demokrasicilik oynuyorlar kendilerince. Hal böyle olunca, bu durumu açık açık eleştirmekten kalanı
 
Bütün bu olup bitene PKK/HDP çizgisinden bile seslerin yükselmeye başladığı bir vasatta
 
Jineps ile ilgili beklentim şudur: Bu sefer; PKK terörü ‘isim zikredilerek üstelik’ kınanmalıdır. Hem de
 
Belli bir kesimde Tayyip Erdoğan düşmanlığının gözleri kör ettiği net. Bu ortamda Deniz
 
Baykal’ın söylediklerine kulak vermeli diyorum ayrıca. CHP’nin belli adamlarının HDP/PKK dümen
 
suyundan giderken yaptığı tahribatı CHP bakalım nasıl tamir edecek deyip bir başka hususa uzanalım.
 
Erdoğan ile ilgili “diktatör” yakıştırmaları gırla gidiyor ya; birkaç örnekle süsleyerek bir soru
 
soralım bakalım cevabını kim verecek.
 
Mesela:
 
Geçmiş zamanlarda,
 
Şili’de Allende’ye;
 
Almanya’da Hitler’e;
 
İtalya’da Mussolini’ye;
 
Sovyetler’de Stalin’e;
 
Çin’de Mao’ya
 
Irak’ta Saddam’a;
 
Libya’da Kaddafi’ye;
 
Ve hatta,
 
Küba’da Kastro’ya
 
Daha da yakın zamanlarda;
 
Suriye’de Esad’a
 
Rusya’da Putin’e
 
“Diktatör” deyin , “Diktatör bozuntusu” deyin, “katil” deyin, ailesi ile ilgili ağza alınmayacak
 
hakaret ve küfürler edin bakalım haliniz nice olurdu…

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner